LOGO

İŞÇİ MASAYI DEVİRDİ!

@gkc 25 Ocak 2026 3 gün önce
Türkiye, her yılın aralık ayında gerçekleşen Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nu geride bıraktı. Ancak 2026 yılı için belirlenen asgari ücret belirleme süreci, tarihe bir rakamla değil, bir yoklukla geçti. Yıllardır o masada işçi sınıfını temsil eden TÜRK-İŞ, bu kez komisyona katılmadı.

Peki, net 28.075TL olarak belirlenen yeni asgari ücretin gölgesinde kalan bu tarihi protesto ne anlama geliyor? İşçi sınıfı bu kez neden masayı devirdi? Gelin, perdenin arkasına bakalım.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu 15 kişiden oluşuyor. Bu kişilerin beşi hükümet temsilcisi, beşi işveren temsilcisi (Türkiye İşveren Sendikaları Komisyonu - TİSK), beşi ise işçi sınıfı temsilcisi (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu - TÜRK-İŞ) olarak ayrılıyor. Yıllardır süregelen olay şuydu: Hükümet ve işveren anlaştığında, toplam 10 oy ediyor. İşçi sınıfı ne kadar itiraz ederse etsin, ne kadar veri sunarsa sunsun, ne kadar enflasyon ile asgari ücretin zam oranının uyuşmadığını söylerse söylesin sonuç değişmiyor.

TÜRK-İŞ ise bu sene “Kardeşim, biz ne yaparsak yapalım bizim taleplerimiz yerine getirilmiyor. Biz ne yaparsak yapalım siz kendi bildiğinizi uyguluyorsunuz. Bu tiyatroda figüran olmaktan bıktık.” diyerek masaya oturmuyor. Masaya oturmamak, sisteme yapılan en büyük eleştiriydi.

Aslında TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay ve yönetimi daha önce komisyonun yapısı değişip daha demokratik, işçinin sözünün gerçekten geçtiği bir yapı kurulmadıkça masaya oturmayacaklarını 2024’ün sonunda ilan etmişti. Mevzu bahis yapı değiştirilmediği için TÜRK-İŞ, sözünü tutup bu sene komisyona katılmama kararı aldı.

Bu yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanmadan yaklaşık 1 ay önce, yani kasım ayında, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay şu açıklamayı yaptı:
“Komisyonun yapısı değişmezse, o masada işçinin dediği olmayacaksa biz bu masada yokuz. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmayız.”
Bu açıklama, TÜRK-İŞ’in artık sadece muhalefet şerhi koyan değil, sistemi reddeden bir konuma geçtiği andı.

Bu tavır, bir anlık öfke patlaması değildi. TÜRK-İŞ Genel Başkanı ve yönetimi, son 20 yılda belirlenen asgari ücretlerin büyük çoğunluğuna "muhalefet şerhi" koydu. Sonuç? Hiçbir şey değişmedi.

Özellikle 2024 ve 2025 yıllarında enflasyonun can yakıcı etkisine rağmen, TÜİK verilerinin çarşı-pazarla uyuşmadığı iddiaları ve açlık sınırının altındaki teklifler, bardağı taşıran son damla oldu. TÜRK-İŞ tarafı, "Bizim sözümüzün sadece tutanaklarda bir mürekkep izi olarak kalmasını istemiyoruz." diyerek tavrını netleştirdi.

TÜRK-İŞ toplantılara katılmayınca hükümet, TİSK ile beraber asgari ücreti 28.075TL olarak belirledi. Açıklanan asgari ücret işveren tarafını ve hükümetin sözde enflasyonla mücadele hedefini tatmin etmiş olabilir ancak işçi sınıfının temsilcisinin onayı olmadan yürürlüğe giren bu rakam, hükümetin halkla ve işçi sınıfıyla geçtiği dalgalardan bir yenisi olarak tarihe adını yazdırdı. Hükümet ve TİSK, kiraların 20.000TL'yi aştığı ülkemizde, işçinin bir aylık emeğinin 28.075TL değerinde olduğuna kanaat getirdi.

İşte tam burada meselenin bam teline dokunmak gerekiyor. Bu yaşananlar sadece bir "rakam beğenmeme" kavgası değil, ideolojik bir tercihin sonucudur.

Hükümetin uyguladığı bu "ücretleri baskılayarak enflasyonu düşürme" politikası, yerli ve milli falan değil; Amerikan hegemonyasının dayattığı neoliberal bir reçetedir. "Talebi kısalım, milletin cebindeki parayı eritelim, böylece enflasyon düşsün." mantığı, faturayı her zaman garibana kesen sömürgeci bir kafadır.

Oysa bu toprakların kurtuluş reçetesi bellidir. Atatürk’ün ekonomi programı, Türk milletini aç bırakarak paranın değerini artırmak değil; üretimi artırarak malı ucuzlatmaktır. Fabrika kurmaktır. Tarla ekip biçmektir. Enflasyon, işçinin zaten az olan parasına çökerek değil; ülkenin üretimlerine talebi artırarak, dışa bağlılığı bitirerek, üreterek yenilir.

Bugün 28.075 TL'ye mahkum edilen işçi, aslında "acı reçete" denilen o Amerikan zırvasının kurbanıdır. TÜRK-İŞ’in toplantılara katılmama hamlesi işte bu yüzden bir dönüm noktasıdır. Bundan sonra ne olacağını bize zaman gösterecek fakat 2026 yılı, asgari ücretin kaç lira olduğundan çok, o ücret belirlenirken işçi sınıfının koltuğunun boş kalmasıyla hatırlanacak.

Yorumlar

Henüz yorum yok.

Giriş yap yaparak yorum bırakabilirsin.